Hz. Ali'nin Liderlik ve Hitabet Gücü PDF  Array Yazdır Array  E-posta

İslam ve dünya tarihinde iz bırakan, örnek alınacak erdemli ve karizmatik bir yaşamı olan Hz. Ali, 598 yılında doğmuş, 661'de 63 yaşındayken yaşama veda etmiştir. Hz. Muhammed'in amca oğlu Hz. Ali, daha sonra onun damadı da olmuştur. Halifeliğin babadan oğla geçme sistemi başlamadan önce seçimle işbaşına gelen halifelerin 4.sü ve sonuncusudur. 'Allah'ın Arslanı' unvanıyla da anılır. Hz Ali ayrıca peygamberin ifadesiyle "İlmin Kapısı (Babü'l İlm)"dir. Küçük yaşlardan itibaren Hz. Muhammed'in yanında, onun yöneticiliği altında özel bir eğitimden geçmiştir.
İslam tarihçilerine göre Hz. Ali tam anlamıyla erdem ve vefa örneği bir insandır. O dünyanın tüm toplulukları için idari, adalet, vicdan ...

 

İslam ve dünya tarihinde iz bırakan, örnek alınacak erdemli ve karizmatik bir yaşamı olan Hz. Ali, 598 yılında doğmuş, 661'de 63 yaşındayken yaşama veda etmiştir. Hz. Muhammed'in amca oğlu Hz. Ali, daha sonra onun damadı da olmuştur. Halifeliğin babadan oğla geçme sistemi başlamadan önce seçimle işbaşına gelen halifelerin 4.sü ve sonuncusudur. 'Allah'ın Arslanı' unvanıyla da anılır. Hz Ali ayrıca peygamberin ifadesiyle "İlmin Kapısı (Babü'l İlm)"dir. Küçük yaşlardan itibaren Hz. Muhammed'in yanında, onun yöneticiliği altında özel bir eğitimden geçmiştir.

İslam tarihçilerine göre Hz. Ali tam anlamıyla erdem ve vefa örneği bir insandır. O dünyanın tüm toplulukları için idari, adalet, vicdan, yönetim, hitabet ve kişisel gelişim sahalarında örnek alınması gereken örnek bir insandır. İlme ve bilime verdiği değerle bilinir. Dünyadaki birçok başarılı devlet adamı onun yönetim ve idarecilikle ilgili sözlerini yaşantılarına bizzat tatbik etmişler ve değişik platformlarda kişisel gelişim stratejileri için kayda değer sözlerini nakletmişlerdir.

Hz. Ali, kendisine verilen 'akıl' emanetini analitik ve verimli bir şekilde pozitif enerjinin merkezi yapmış; maddi emanetlere sahip çıkarak, verdiği sözlerin takipçisi olmuştur.

Liderlik SırlarıCesur Lider

Hz. Ali deryalar gibi coşku sahibi bir idareciydi. Onun coşkusu seri hareketlerinde değil, yüreğinin tâ derinliğindeydi. Boş vermişti dünya menfaatlerini ama yoksulun, muhtacın, yetimin, ihtiyaç sahibinin ve devletin menfaatlerini kollardı. Hak edilen maaşlar dışında devlet malından bir dirhem dahi koklamamış, koklatmamıştı.

İlmi geniş bir idareci, güzel söz ustasıydı. Sözleri kalplere tesir edip karşısındakileri değişime uğratırdı. Konuştuğu gibi yaşama mücadelesi verdi. İnsanların kişisel hakları ve kul hakkı konusunda Müslüman olan Müslüman olmayan ayırımı yapmadı, yapanları şiddetle uyardı. Güzel söz ve yazıları okumayı severdi; "Bana bir harf öğretenin kölesi olurum" diyecek kadar bilgiye düşkün, alçakgönüllü ve mütevazı bir insandı.

Heybetliydi, cüsseliydi, güçlü, kuvvetliydi ama güçsüzün, yetimin, öksüzün yanında gözü yaşlı, gönlü yaralı bir kuştu. Tüm insanlık için gözyaşı döktü, dua etti. Yaşamın hüznü karşısında dayanamayıp gözyaşlarını iki eliyle silerken, "Keşke şu ağacın altındaki kurumuş sıradan bir yaprak olsaydım" diyecek kadar duygulu ve coşkulu güzel bir insandı.

Hz. Ali bir keresinde vatan savunmasını, samimiyeti ve erdemliliği ilgilendiren bir konuda vefasızlıklarından dolayı halkın bir kısmına öfkelenmişti. Onlara şöyle bir konuşma yapmıştı:

"Bakın! Canım kudretinde olan Allah'a ant olsun ki düşman topluluğu sizden daha fazla hakka bağlı oldukları için değil, aksine sadece batıl yollarında gayretli oldukları için sizin gevşek ve pısırık tutumunuzdan dolayı size galip gelecektir. Milletler, kendilerini idare edenlerin zulmünden korkarlar. Halbuki ben, idare ettiğim halkımın zulmünden korkuyorum.

Görünüşte yanımdasınız ama gerçekte yoksunuz; gerçekte kölesiniz ama kendinizi efendi zannediyorsunuz. Size hikmetli sözler söylüyorum, siz kaçıyorsunuz. Özlü, güzel mânâlı öğüt ve nasihat veriyorum, siz oraya buraya dağılıyorsunuz. Ben sabah sizi düzeltiyorum, akşamleyin yanıma eğri yay gibi dönüyorsunuz. Doğrultan aciz kaldı, doğrultulmak istenenler doğrulmamakta inat etti.

Ey insanlar! Ey vücutları burada olup da akılları uzakta olanlar! Heva ve hevesleri birbirinden ayrı olanlar! İdarecilerin başlarına dert olanlar! Sizi yarama merhem yapmak istiyorum, halbuki siz benim yaramsınız. Tıpkı bir vücuda batarak kırılan dikeni dikenle çıkarmak gerektiği ve o dikenin önceki dikenle birlikte olacağını bildiğimiz gibi, o da kırılarak başka bir dert haline gelecektir.
Ben sizi yılanlar gibi birbirine sokulmuş olarak görüyorum. Ne hakkı tutuyorsunuz, ne de haksızlığa karşı çıkıyorsunuz. Ne vatanı savunurken savaş zamanında ayağınızı sağlam basıp savaşıyorsunuz ne de huzur ve barış zamanında güvenilebilir arkadaş oluyorsunuz. Ben sizin arkadaşlığınızdan bıktım. Sizinle birlikte olduğum zaman sayınızın da çok olmasına rağmen yapayalnızlık hissediyorum.

Ey vücutları yanında olup da akılları kendilerinden uzakta, arzu ve istekleri değişik olan insanlar! Size yaptığım konuşmalar taşları bile yumuşatır. Sizin davranışınız düşmanları vatan topraklarına saldırmaya teşvik eder. Sizi yardıma çağıran, ümitsizliğe mahkum olur ve işi sizinle olan hiçbir zaman rahat nefes alamaz. Söz uydurmak ve aldatmak sizin prensibinizdir.
Siz benden, uzun süredir borç altında kalan borçlunun süre istediği gibi süre istediniz. Kendi evinizi koruyamadığınıza göre, siz hangi vatan ocağını ve hangi yuvayı koruyacaksınız? Benden sonra hangi komutanın emrinde savaşacaksınız? Vallahi gerçek aldanan kişi, sizin aldattığınız kişidir. Sizin arka verdiğiniz kimsenin kısmetine, ancak hedefine varamayan bir ok düşmüştür. Ben sadece gözü yaşlı bir faniyim…"

Duygusal ve İnsancıl Lider

Erdem ve merhametin en büyük örneği Hz. Ali, kendisini acımasızca hançerleyip ölümüne sebep olan kişi hakkında ölmeden hemen önce şunları söylemişti:

"Yakaladığınız bu adamı hapiste tutun. Kesinlikle kötü muamele etmeyin, orada ona iyi davranın. Eğer yaşarsam ne yapacağımı düşüneceğim. Bağışlayabilirim veya kısas yaparım. Eğer ölürsem bir can karşılığında sadece bir tek can alınsın ve onu öldürecek olursanız eziyet etmeyin; kesinlikle müsle (kulakları, burnu, kolları, ayrı ayrı keserek öldürmek) uygulamayın. Vasiyetimdir:  Siz, 'Müminlerin emiri öldürülmüştür' der de her şeyi yapmaya kalkarsanız, dikkat ediniz ve benim katilimden başka asla kimseyi öldürmeyiniz. Bakın, ben onun bir hamlesinden ölürsem, ona da sadece bir tek hamle yapın. Ona kesinlikle ceza verirken eziyet etmek yok. Çünkü Hz. Peygamber, 'Dikkat edin, hiçbir canlıyı ördürerek ona asla müsle yapmayın' buyurmuştur."

Avrupa'da, bir idarecinin öfke anında personele veya halktan birine ceza vermesi yasaktır. Öfke, kalbi karartacağı, haksız, katı sonuçlar ortaya çıkaracağı için böyle bir yola gidilmiştir. Hz. Ali bu yöntemi bütün valilere genelge şeklinde bildirerek yüzyıllar önce emretmiştir:

"Affetmekten utanmayın. Cezalandırmada acele etmeyin. Emriniz altında bulunan halkın hataları karşısında hemen öfkelenip o an karar vermeyin. Öfkeniz geçtikten sonra kanun neyse onu uygulayın."

Nazik Fakat Cesur Lider

Hz. Ali kendinden sonra gelen dünyanın birçok adaletli lideri tarafından araştırılan, bilinen ve sözlerinden liderlik modeli çıkartılan mümtaz bir şahsiyettir. O, milletin malını millete dağıtırken son derece hassas davranmıştır. Maaşını alma noktasında bile dikkat gösterecek vicdan ve anlayıştadır. Bu güzel insan hep şu sözleri etrafına, valilerine ve idarecilerine söylerdi:

"Memurlarınızı seçerken devlet suçlarından sorumlu olanları seçmeyin; devlete, millete vefalı, karakteri sağlam olanları seçin. Zalim yöneticilere hizmet etmemiş olmalarına da dikkat edin. Atamalarda, özellikle güvenlik konusunda araştırma yapmayı ihmal etmeyin. Doğru, dürüst ve nazik kişileri seçin ve çıkar beklemeden devletin, milletin menfaatlerini konuşabilecek, dile getirecek cesaretli yöneticileri seçin. Halka karşı daima içinizde sevgi ve nezaket besleyin. Onlara bir canavar gibi davranmayın ve onları azarlamayın. Onlar konuşsun, siz susun. Devlet yöneticisi ve memurlar olarak bunları bütünüyle uygulayın."

Hz. Ali'nin şu sözü de onun idarecilikteki ve liderlikteki bilgeliğinin en büyük delilidir: "Müslüman olsun olmasın herkese aynı davranın. Müslümanlar kardeşleriniz, Müslüman olmayanlar ise sizin gibi bir insandır."

Hz. Ali İslam'ın halifesi olduğu halde asla "Müslüman'ın en kötüsü Müslüman olmayanın en iyisinden daha iyidir" mantığıyla hareket etmemişti. İnancını paylaştığı insanları sevmiş, kollamış, diğer inanç sahiplerine de 'adalet' ilkesinden asla taviz vermeden hükmetmişti. Ona göre Müslüman olmak bir şereftir, olmamaksa yaratıcının kudret sınırlarında olan bir takdirdir.

Erdemli Lider

Hz. Ali'nin idarecilere yönelik şu sözlerine kulak verelim: "Kutsal görevinizin yoksul, sakat ve yetimlere bakmak olduğunu hiç aklınızdan çıkarmayın. Memurlarınız onları incitmesin, onlara kötü davranmasın. Onlara yardım edin, koruyun ve yardımınıza ihtiyaç duydukları her zaman huzurunuza çıkmalarına engel olmayın."

Hz. Ali bütün bu emirleri kendi benliğinde, kendi nefsinde ve kendi pratik hayatında uygulamış olan bir devlet adamıydı. Yaşamadan yaşatılamayacağını, yapmadan yaptırılamayacağını biliyordu. En güzel nasihat, örnek olmaktı. 5 yıllık halifeliği boyunca ve ömrünün diğer kısımlarında, yaşamın negatif dalgalarına karşı idari yükselişin ve yönetimde adaletin bir sembolü haline gelmiştir.

Hz. Ali'nin Hitabet Gücü

Hz. Ali'nin liderliği ve başarılı bir yönetici olmasında etkin söz söyleme gücünün önemli bir etkisi vardı. Onun söylediği her söz bir vecize kudretindeydi. Normal koşullarda, hatta ev içinde bile tüm konuşmaları günümüz söz söyleme ustalarına şapka çıkartacak tarzdaydı. O bunu bir alışkanlık olarak değil, bilinçli bir bilge olarak yapıyordu. Kendisinin her davranışının ve sözünün insanlara örnek olacağının farkındaydı.

Hz. Ali'nin mektupları, hutbeleri, kısa sözleri hep birer inci taneleridir. İnsan doğasının ruhuna ve kimyasına uygun sarf edilmiş bu sözler, kişisel iletişim ve etkileşimdeki profesyonelliğin de bir göstergesidir. İnsan kendini bildiğinde başkalarını da çok rahat çözmektedir. İşte Hz. Ali de etkili ve kaliteli iletişimi sayesinde yönetim ve liderlik stratejilerinde sürekli başarıyı yakalamış; gerçek pozitif enerji sahibi güçlü bir lider pozisyonuna gelmiştir.

Hz. Ali'nin hitap ve nasihat dolu sözleri 1000 yıl boyunca sürekli ilim, edep ve ilâhi öğretiler semasında mutlu bir güneş gibi parlamış, ışık saçmıştır. İngilizce, Fransızca, Almanca ve daha birçok dillere çevrilen güzel söz ve hitabeleri bilginler için seçme sözler, lügatler oluşturmada kaynaklık etmiştir!

Kendisine Öğüt Vermesini İsteyenlere Söyledikleri

Amelsiz âhireti dileyenlerden, olmayacak ümitler besleyip tövbe etmeyi isteyenlerden olma. Hani kişi vardır, dünyâda zâhitlerin sözlerini söyler, dünyaya rağbet edenlerin işlerini işler. Dünyanın malından mülkünden verilse doymaz; verilmese kanmaz. Verilenin şükründen âciz olur; verilmeyenin fazlasını ister durur. Halkı kötülükten men eder, fakat kendisi kötülükten kaçınmaz; emreder, kendisi emre uymaz. Temiz kişileri sever, işlediklerini işlemez. Suçluları sevmez, oysa ki onlardan biridir o. Günahlarının çokluğundan, ölümden çekinir, ürker; kendisini ürküten şeyi yapmakta ısrar eder. Hastalanırsa nedâmete düşer; iyileşirse nedâmeti unutur gider. Afiyet buldu, nimet elde etti mi mağrur olur; belaya uğradı mı ümidini keser, perişanlığa sataşır. Belaya düşerse aciz olur, duaya koyulur; ferahlığa erişirse kendine güvenir, aczini unutur, zannına uyar, aldanır; gerçek bildiğine kanmaz, kalakalır. Kendi suçundan az suç işleyenin akıbetinden korkar; kendisineyse yaptığı iyilikten fazlasını ister, umar. Kimseye ihtiyacı olmazsa böbürlenir, fitnelere kapılır; ihtiyaca düşünce ümit keser, yayılır. Kulluk ederse gevşek davranır; isteğe, özleme kapılırsa isyânı öne alır, peşinden gider, tövbeyi geriye atar; bir mihnete uğrasa da din hükümlerinden dışarı çıkar. Başkalarına ibretler gösterir, örnekler getirir, kendisi ibret almaz.

Öğüt verir de verir, kendisi öğüt tutmaz. Sözle kılavuzluk eder, ameldeyse herkesten geri kalır. Geçici nimeti elde etmekte ileridir; kalacak nimetleri elde etmekte geri. Suçu, isyânı ganimet sayar, ganimeti ziyân sanır. Ölümden korkar, ama fırsatı yitirir gider. Başkasının az suçunu kendi yaptığı suça nispetle çok görür; başkalarının az gördüğü kulluğu kendi kulluğuna nispetle az bulur. İnsanları kınar durur, kendisineyse dalkavuklukta bulunur. Zenginlerle oyuna dalmak, onca yoksullarla Allah'ı anmaktan daha sevimlidir. Kendisince başkaları aleyhine hükmeder; başkalarının iyiliğine bakıp kendi kötülüğünü görerek kendisini mahkûm etmez. Başkalarını doğru yola sevk etmeye uğraşır; nefsiniyse azgınlığa atmaya savaşır. Ona itâat edilir; oysa isyân eder. Ona vefâ gösterilir; o vefâ etmez. Allah için Allah yolunda korkmaz da halktan korkar, çekinir; fakat hakla muâmelede Allah'tan korkmaz, korku nedir, aklına bile gelmez.

 

Hz. Ali'den 1400 Yıllık Mesajlar

 

* "Kişi dili altında saklıdır. Konuşturunuz, kıymetinden neler kaybettiğini anlarsınız."
* "Tecrübe sâhibi kişi, hekimden daha bilgindir. Garip, dostu olmayandır."
* "Etrafındakilerin ileri gelenlerinden ve akrabalarından hiçbirine katiyen devlet elindeki imkânlardan yaralanma hakkı verme."
* "Öfkene, eline ve diline hakim ol, edebine hakim ol."
* "Halkından uzun süre uzak veya saklı durma."
* "Halka sevgi ve merhamet besle."
* "Hak ve adalet, merhamet ve inançtır; batıl ve inançsızlık, vicdansızlık ve merhametsizliktir."
* "Dünya, senin gözünde önemini yitirmeli ki sen halka hizmet edebilesin. Eğer dünya senin gözünde büyük ve ehemmiyetliyse sen açın halinden ne anlarsın ki!"
* "Halka istemediği, hoşlanmadığı şeyleri söyleyen kişi hakkında halk da, bilmediği şeyleri söyler."
* "Allah'ın bir meleği vardır, her gün bağırır: Doğun ölüm için! Toplayın yok olmak için! Yapın yıkılmak için!"
* "Dünya başkaları için yaratılmıştır, kendi için değil. Her insan bir başkası için çalışır durur. Biraz düşünen bunun böyle olduğunu bilir."
* "Bir insanda güzel bir huy varsa, bekleyin o huya benzer başka güzel huylarını da."
* "İnsanların en fazla bağışlaması gerekeni, ceza vermeye en fazla gücü yetenidir."
* "Akıllının dili gönlünün ötesindedir; ahmağın gönlüyse dilinin ötesinde…"
* "Dostları yitirmek, gurbete düşmektir."
* "Gözleri görene sabah ışımıştır."
* "Büyüklük, ululuk, gönül genişliğiyle ve tahammülle mümkündür."
* "İlim ikidir: Yaratılıştan olan, duyup bellenen. Duyulup bellenen bilgi, yaratılışta bilgi kabiliyeti yoksa fayda vermez."
* "İlim amelle eşittir; bilen amel eder. İlim, amele seslenir; amel cevap verirse ne âlâ, cevap vermedi mi ilim de göçer gider."
* " Ey âdemoğlu, ihtiyacından fazla kazandığın şeyi başkası için biriktirmedesin."
* "Zaman bedenleri yıpratır, dilekleri tazeler, ölümü yakınlaştırır, umulanı uzaklaştırır. Kim ona dost olursa zahmete düşer, kim onu kaybederse çok şey kaybetmiş olur, darlığa düşer."
* "Akıl gibi zenginlik, bilgisizlik gibi yoksulluk, edep gibi miras, danışmak gibi arka olamaz."
* "Akıl tamamlandı mı söz azalır."
* "Cömertlik, istemeden vermektir. İstendikten sonra vermekse utançtandır ve kötüdür."
* "Sabır ikidir: İstemediğin, hoşlanmadığın şeye sabretmek; sevdiğin, dilediğin şeye sabretmek."
* "Mazluma yardımcı ol, zâlime düşman kesil."
* "Nice zengin vardır ki yoksuldan da yoksuldur; nice büyük kişi vardır ki her aşağılık kişiden de aşağıdır; nice yoksul  da vardır ki bütün zenginlerden daha zengindir."

 

Ömer Faruk Reca

bilgi@gencgelisim.com

www.gencgelisim.com

AddThis Social Bookmark Button
Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Ad
E-posta:
 
Ba
 
:angry::0:confused::cheer:B):evil::silly::dry::lol::kiss::D:pinch:
:(:shock::X:side::):P:unsure::woohoo::huh::whistle:;):s
 
Ltfen resimdeki gvenlik kodunu giriniz.

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

RocketTheme Joomla Templates
720p film izle Hd 720p Film izle tek parça hd izle