Advertisement
genc gelisim

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Siteye üye olarak e-kitapları ücretsiz indirebilirsiniz.

genç gelişim adem özbay genç gelişim zeynep kocasinan genç gelişim sevda türküsev genç gelişim abdullah yılmaz genç gelişim müge kasaroğlu genç gelişim bülent şenyürek genç gelişim burcu sağlayan genç gelişim çetin özbey genç gelişim deniz güler genç gelişim idris bilen genç gelişim niyazi fırat eres genç gelişim ömer faruk reca genç gelişim emine doğan genç gelişim sait çamlıca genç gelişim selçuk alkan genç gelişim yusuf yeşilkaya genç gelişim hakan birol genç gelişim neslihan küçükşabanoğlu genç gelişim yavuz furuncuoğlu genç gelişim serhat süer genç gelişim cemal kondu genç gelişim mehmet akif kum genç gelişim elif atli

Yeni eklenen içerikten haberdar olmak için e-mail adresinizi ekleyebilirsiniz:





EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Dünyayı Giydiren Adam LUCIANO BENETTON
Luciano Benetton 1935’in Mayısında İtalya’daki Trevilo şehrinde dünyaya geldi. Babalarının ölümüyle birlikte ailece zor duruma düştüklerinden okulu terkederek bir giyim firmasında çalışmaya başladı. Kızkardeşi Gülyana da bir tekstil şirketinde kazak dikme işi buldu.
Benetton çalıştığı işyerinde işini severek yapıyor, fedakarlıktan kaçınmıyordu. Bu iş artık onun mesleğiydi, işini ciddiye alarak yapıyordu. Bir zaman sonra işyeri sahibinin dikkatini çeken Luciano Benetton kumaş kısmına alındı, maaşına da zam yapıldı.
Kendisi ve kız kardeşinin kazancı eve yetiyordu, hatta bir miktar para da artıyordu. Bu bir miktar parayı har vurup harman savurmadılar, “Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner.” diyerek bir kenara koydular. Bilselerdi ki bu “bir miktar” paranın onları dünyanın tekstil patronu yapacağını... Ak akçe kara gün içindir sözü tam bu aile içindi sanki.

 

Ö. Faruk Reca
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 

Luciano Benetton 1935’in Mayısında İtalya’daki Trevilo şehrinde dünyaya geldi. Babalarının ölümüyle birlikte ailece zor duruma düştüklerinden okulu terkederek bir giyim firmasında çalışmaya başladı. Kızkardeşi Gülyana da bir tekstil şirketinde kazak dikme işi buldu.

Benetton çalıştığı işyerinde işini severek yapıyor, fedakarlıktan kaçınmıyordu. Bu iş artık onun mesleğiydi, işini ciddiye alarak yapıyordu. Bir zaman sonra işyeri sahibinin dikkatini çeken Luciano Benetton kumaş kısmına alındı, maaşına da zam yapıldı.

Kendisi ve kız kardeşinin kazancı eve yetiyordu, hatta bir miktar para da artıyordu. Bu bir miktar parayı har vurup harman savurmadılar, “Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner.” diyerek bir kenara koydular. Bilselerdi ki bu “bir miktar” paranın onları dünyanın tekstil patronu yapacağını... Ak akçe kara gün içindir sözü tam bu aile içindi sanki. Çünkü Benetton’un ileride karşısına öyle fırsat çıkacaktı ki ak akçeye, tuz yalamış koyunun suya ihtiyaç duyduğu gibi ihtiyaç duyacaktı.

Kız kardeşiyle birlikte 10 sene tekstil fabrikalarında çalışan Benetton, bir akşam kardeşini yanına çağırarak, “Gülyana, biz neden küçük bir kazak atölyesi açmayalım? Biz de üretebiliriz. Çok sıkıntılar, yokluklar çektik, hep böyle mi kalacağız, bizim de güzel yaşamaya hakkımız var.” dedi. Kardeşi “Hayır,” demedi, teklife sıcak baktı. Zaten başka seçeneği de yoktu ki.

Ne var ki Benetton dükkân açmaya cesaret edemedi. Çünkü bunun için işten çıkmaları gerekecek ve ellerindeki bütün paralarını yatırmak zorunda kalacaklardı, Barındıkları yer de kiraydı, olası bir aksilikte en küçük bir destekleri yoktu, öylece ortada aç susuz kalakalırlardı. Üstelik iki tane daha kardeşi vardı. Dükkân açmayıp, evlerinin bir köşesinde akşamları diktikleri, o zamana kadar kimsenin şahit olmadığı tarzda boyama tekniğiyle ürettikleri kazaklar büyük ilgi gördü. Bunu tâkip eden zamanlarda Benetton’un evi bir tekstil imâlât atölyesine döndü.

Benetton 1960’da işçilikten istifâ etti. Artık kendisi mal üretmeye başladı, alıcı da hazırdı. Bir yandan kendi kullandığı boyama teknikleriyle mal üretip satarken, diğer yandan da evlilik hazırlıkları yaptı. 1961’de de evlendi.
Bir iki yıl geçmeden binlerce mal üretip satmaya başladı. Ama yerleri dar geliyordu. Hemen fabrika inşaasını başlattı. Fabrika biter bitmez, diğer büyüyen kardeşleri Carlo ve Gilberto’yla beraber “Gülyana Benetton” adlı giysi şirketini kurdu. Hedef kitleleri gençlerdi.

Benetton 1980’li yıllarda ürün çeşidini hayli artırdı. Renkli renkli giysi çeşitlerini ve bir çok rengin tek bir elbisede toplanmasını Benetton başlattı. “All the Colors of the World” (Dünyanın Tüm Renkleri) Sloganı büyük başarılar getirdi.

“United Colors of Benetton” parolası altında sunulan ürünler 1993’ten sonra büyük patlamalar yaptı.

Yokluktan zirveye yükselen Benetton, dünyanın her köşesindeki mağazalarıyla sıfırdan nasıl başarılabileceğinin en güzel örneğidir. Yaşanılan sorunları kötü tâlihin bir sonucu olarak görmek yerine, çözümün bir parçası olmak mutlak başarıyı kaçınılmaz kılacaktır. Böyle yapıp sabredenler ve mücadele verenler işte karşımızda duruyor. Hepsi de başarmış vaziyetteler, siz niye başaramayasınız!..

Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Ad Soyad:
E-posta:
 
Başlık:
 
:angry::0:confused::cheer:B):evil::silly::dry::lol::kiss::D:pinch:
:(:shock::X:side::):P:unsure::woohoo::huh::whistle:;):s
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 

Copyright © 2004 - 2009 Kitap Yayıncılık Sanayi ve Ticaret A.Ş. 0212 445 0045 bilgi@gencgelisim.com
Sitede yayınlanan yazıların her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz, kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.