Advertisement
genc gelisim

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Siteye üye olarak e-kitapları ücretsiz indirebilirsiniz.

genç gelişim adem özbay genç gelişim zeynep kocasinan genç gelişim sevda türküsev genç gelişim abdullah yılmaz genç gelişim müge kasaroğlu genç gelişim bülent şenyürek genç gelişim burcu sağlayan genç gelişim çetin özbey genç gelişim deniz güler genç gelişim idris bilen genç gelişim niyazi fırat eres genç gelişim ömer faruk reca genç gelişim emine doğan genç gelişim sait çamlıca genç gelişim selçuk alkan genç gelişim yusuf yeşilkaya genç gelişim hakan birol genç gelişim neslihan küçükşabanoğlu genç gelişim yavuz furuncuoğlu genç gelişim serhat süer genç gelişim cemal kondu genç gelişim mehmet akif kum genç gelişim elif atli

Yeni eklenen içerikten haberdar olmak için e-mail adresinizi ekleyebilirsiniz:





EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Ey Şans Kimden Yanasın?

Her nasılsa şanssızlık denen musibet yakamıza yapışıp uzun bir süre bırakmayabiliyor. Hatta insanlar şanssızlıklarını alt etmek için birçok yöntem geliştirmişler. Kurşun döktürmeler, loto kuponları, at yarışları, piyango biletleri…

 

 

 

 

 Yazar : Ayhan Yılmaz
www.ayhanyilmaz.com


Her nasılsa şanssızlık denen musibet yakamıza yapışıp uzun bir süre bırakmayabiliyor. Hatta insanlar şanssızlıklarını alt etmek için birçok yöntem geliştirmişler. Kurşun döktürmeler, loto kuponları, at yarışları, piyango biletleri…

  Şanssızım diyen birinin şansının hiç gülmediğini fark etmişsinizdir. Kendi kendime bir an şöyle düşünüyorum: Şanssız olan kişi kendi etrafında adeta camdan bir kalkan örüyor ve bu kalkan o kişinin dış dünya ile olan iletişimini koparıyor. Aynı şekilde gelebilecek pozitif enerjiler de o kalkana çarpıyor ve geri dönüyor.
Her nasılsa şanssızlık denen musibet yakamıza yapışıp uzun bir süre bırakmayabiliyor. Hatta insanlar şanssızlıklarını alt etmek için birçok yöntem geliştirmişler. Kurşun döktürmeler, loto kuponları, at yarışları, piyango biletleri… Ne kadarının işe yarayıp yaramadığı ayrı bir tartışma konusu. Aklıma benim bulduğum komik bir çözüm geliyor bu konuları düşünürken. Bu gibi durumlarda biraz beklemek gerekiyor sanırım. Hani şanssızlığın bizi bir yerlerde unutup yakamızı bırakması için en azından. Kendimizi unutturduktan sonra da yeniden başlayıp şansımızın dönmesini sağlayabiliriz belki.
Hal böyleyken sorunun çözümünün aslında daha kolay olabileceğini düşünüyorum. Kafama şöyle bir soru takılıyor. İnsan hislerini yönlendirebilir mi acaba? Diyorum ki belki de hissedişlerimizde gizlidir sorunun çözümü. Kendimizi şanslı hissedersek şanslı, şanssız hissedersek şanssız bir insanızdır. Kendimizi nasıl nitelendiriyorsak biz o değil miyiz? Bu konuyla ilgili bir olayı sizlerle paylaşmak isterim. Olaylar her zaman bu örnekte olduğu gibi gelişmez biliyorum; fakat bir taraftan da doğruluk payının yüksek olduğunu düşünüyorum. Olaya kendi yorumumu da kattığımı söylemeliyim.
Şansınızı Şansa Bırakmayın
Şans ve şanssızlık durumlarını araştırmak için bir deney yapılır. Bir grup insan bir salonda toplanıp hepsine aynı gazete verilir. Şanssız olduğunu düşünenler zaten şanssız olduklarından gazeteyi şöyle bir göz ucuyla süzerler. Çok da okumaya değer şeyler bulamazlar aslında. Zaten okusalar da ellerine bir şey geçmeyeceğini çok iyi bildiklerinden dikkatli incelemezler. Şanslı olduklarını düşünenler aynı gazeteyi çok daha dikkatli okurlar. İşlerine yarayabileceğini düşündükleri her türlü bilgiyi okurlar. Gazeteyi incelerken şanssızların göremediği o küçük başlıkta şu yazıyı görürler: "Bu başlığı gösterip yetkiliden 100 dolarınızı alabilirsiniz."
Şimdi yukarıdaki olayı neyle açıklarsınız? Cevaplara bakalım… Şanslılar şanslı oldukları için o yazıyı görmüşlerdir, şanslılardan şanssızlara sıra gelmemiş olabilir, şanssızların şanssızlıktan dikkatleri dağılmıştır… İşin ilginci, şanslılar paralarını alırken, şanssızlar halen şanssızlıklarından dem vurmaya devam ediyorlardı.
Şans faktörünü göz ardı etmemek lazım diyenleriniz olacaktır biliyorum. Şans faktörü elbette göz ardı edilmemeli ama yüzdesinin düşük olduğunu da söylemem gerekiyor. Şans faktörünün oranı bana göre olsa olsa yüzde 10-15'ler civarındadır. Hani armut dibine düşer misali. Sanatçı anne-babaların çocuklarının sanatçı olması gibi… Fakat anne-babası sanatçı olmayan çocuklara haksızlık olmaz mı bu durumu sadece bu şekilde açıklamak?
Eğer bir şeylerin değişmesini istiyorsanız şansınızın dönmesini beklememelisiniz. Siz şansınızın dönmesini beklerken fırsatlar ayağınıza gelse bile fark etmeden belki de onların üzerine basıp geçeceksiniz. Şanslarının dönmesini bekleyen onlarca insan tanıyorum. Çok azının şansları döndü belki ama büyük bir kısmı da hayatlarını, köşeyi dönecekleri günü bekleyerek geçirdiler. Eğer şanslı olmak istiyorsanız bunu sadece şansa bırakmayın, şansa biraz da siz yardım edin ki şansınızın da şansı açılsın değil mi?

Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Ad Soyad:
E-posta:
 
Başlık:
 
:angry::0:confused::cheer:B):evil::silly::dry::lol::kiss::D:pinch:
:(:shock::X:side::):P:unsure::woohoo::huh::whistle:;):s
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 

Copyright © 2004 - 2009 Kitap Yayıncılık Sanayi ve Ticaret A.Ş. 0212 445 0045 bilgi@gencgelisim.com
Sitede yayınlanan yazıların her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz, kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.