Advertisement
genc gelisim

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Siteye üye olarak e-kitapları ücretsiz indirebilirsiniz.

genç gelişim adem özbay genç gelişim zeynep kocasinan genç gelişim sevda türküsev genç gelişim abdullah yılmaz genç gelişim müge kasaroğlu genç gelişim bülent şenyürek genç gelişim burcu sağlayan genç gelişim çetin özbey genç gelişim deniz güler genç gelişim idris bilen genç gelişim niyazi fırat eres genç gelişim ömer faruk reca genç gelişim emine doğan genç gelişim sait çamlıca genç gelişim selçuk alkan genç gelişim yusuf yeşilkaya genç gelişim hakan birol genç gelişim neslihan küçükşabanoğlu genç gelişim yavuz furuncuoğlu genç gelişim serhat süer genç gelişim cemal kondu genç gelişim mehmet akif kum genç gelişim elif atli

Yeni eklenen içerikten haberdar olmak için e-mail adresinizi ekleyebilirsiniz:





EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Dizilerin Açtığı Yara-Bereler

Son yıllarda gittikçe artan sayıda yerli diziler ekranlarımızı kapladı. Biri biterken diğeri başlayan dizilerin ardı arkası kesilmiyor; iki-üç hafta içinde yeni dizi anonsları duyuyoruz. Türlü türlü dizilerimiz var: ağa-aşiret dizileri, mafya dizileri, dönem dizileri, terörü...

 

 

 

 

 Yazar: Yrd.Doç.Dr. Cemal Karaata
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Son yıllarda gittikçe artan sayıda yerli diziler ekranlarımızı kapladı. Biri biterken diğeri başlayan dizilerin ardı arkası kesilmiyor; iki-üç hafta içinde yeni dizi anonsları duyuyoruz. Türlü türlü dizilerimiz var: ağa-aşiret dizileri, mafya dizileri, dönem dizileri, terörü konu edinen diziler, sihir-büyü dizileri, gençlik dizileri… Bazı istisnalarıyla birlikte bu farklı türlerdeki dizilerin ortak bazı özellikleri var ki dikkate değer. Bu ortak özellikler ne yazık ki seçici izleyemeyenler için, örneğin pek çok çocuk ve genç için bilinçaltı bombardıman yapmakta, gerçeklikten uzak ve zararlı bir dünyanın kapılarını açmaktadır. Nedir bu ortak özellikler?

a) Bütün dizilerde, bir şekilde üzülen veya canı sıkılan kişiler çareyi hemen içki şişelerine sarılmakta buluyorlar. Her dizide bol içkili sahneler görmek mümkün. İlginç olan diğer bir konu da her evde hemen ulaşılabilecek yerlerde içkinin hazır bulunması. Bu ne kadar doğru bir görüntü ve bizim kültürümüze ne kadar uyuyor? Türk ailelerinin kaçta kaçında böyle bir durum söz konusu?
b) Hemen her dizide evlilik dışı hamilelikler ve bu çocukların kürtajla alınması gündeme geliyor. Bazılarında ya son anda çocuk kurtuluyor, bazısında ise çocuk gereksiz veya zamansız görülerek aldırılıyor. Bir başka ilginç konu da pek çok dizide baba çocuğunun varlığından habersiz yaşıyor, anne bir nedenle evlilik dışı bir ilişkiyle olan bebeğini babasından saklıyor.
c) Yine dizilerin pek çoğunda evliliklerinden mutlu olmayan insanların evlilik dışı ilişkileri konu ediliyor. Boşanmalar sıkça ekrana geliyor. Bunların izleyiciler açısından ne kadar doğru mesajlar oldukları tartışılmaya değer.
d) Dizilerin hemen hepsinde ama özellikle de mafya ve ağa-aşiret dizilerinde silah ve silah taşıma o kadar normal bir olgu olarak yansıtılıyor ki hemen her erkek silah taşıyor ve kullanmakta da çoğu zaman tereddüt göstermiyor. Bazı mafya dizilerinde dizi başı ölen insan sayısı 20-30'lara varabiliyor.
e) Dizilerde, özellikle de bazı komedi dizilerinde kullanılan dil Türkçe'mizi tam anlamıyla bozuyor, adeta ikinci bir sokak lehçesi ortaya çıkartıyor. "Oha oldum abi, manyak güzel bir film, benim hafıza cart oldu" gibi nice ifadeler bu dizilerin takipçisi gençlerin dillerinde dolaşıp durmakta. Bir üniversite hocası olarak ders esnasında veya aralarda öğrencilerin bu dizilerden etkilenerek yaptıkları bazı esprileri takip etmekte zorlanıyorum.
f) Bazı dönem dizilerinde "tarafsızız" iddialarına rağmen bir kısım yasa dışı örgüt mensupları kahramanlaştırılıyor. İnsan kaçıran, insan öldüren, devletin güvenlik kuvvetleriyle çatışmalara giren, yurtdışında silahlı eğitim alan, banka soyan teröristler bunları sadece davaları için yapan masum ve mağdur gençler olarak ekrana yansıtılıyor. Davası uğruna yapılan her türlü yasa dışı faaliyetin masum ve mubah olduğu imajı aslında genç ve körpe beyinlere kazınıyor. Bir taraftan da hiç istisnaya tabi tutulmadan bütün devlet görevlileri baskıcı, işkenceci ve acımasız bir şekilde insanlara gösteriliyor.
g) Belki küçük bir ayrıntı gibi gelebilir ama dizilerde insanlar evlerine girerken ayakkabılarını çıkartmıyorlar. Bunu bir yaşam tarzı olarak seçen bazı aileler vardır ama bizim Türk ailelerinin çok büyük çoğunluğu evlerinde ayakkabıyla gezmezler. Madem Türk toplumuna yönelik ve Türk ailelerini anlatan diziler yapılıyor, kültürümüzün genel inceliklerine dikkat edilmesi gerekir.    
h) Son olarak da sihir-büyü dizilerinde doğaüstü güçleri olan, sihir yapabilen, bir büyü ile çok şeyi değiştirebilen insanların öyküleri konu ediliyor. Bunun da özellikle çocuklarımız ve gençlerimiz için ne kadar faydalı ve doğru olduğu iyice düşünülmesi gereken bir konudur.
Peki bütün bunların sonunda neler yapılmalı? Bu konuda öncelikle dizi yapımcıları ve yönetmenleri yaptıkları dizilerle koca bir toplumu etkilediklerini ve doğru ya da yanlış insanların hiç azımsanmayacak bir oranının bu dizileri takip etmekte ve etkilenmekte olduklarının bilincinde olmalıdırlar. Bu bilincin gereği, tamamen ticari kaygılarla hareket etmemek ve toplumun bireylerinin faydasına ve onların kültürlerine, genel ahlaki değerlere uygun yayınlar yapmak olmalıdır. İkinci olarak başta RTÜK, ilgili devlet organları bu dizilerde verilen yanlış mesajlar konusunda denetim görevlerini iyi yapmalıdır. Belki en önemli görev anne-baba ve büyüklere düşmekte; çocuklarının hangi programları izlediklerini ve nasıl etkilendiklerini takip etmelidirler. Tabii bu dizlerde oynayan oyunculara da bazı yükümlülükler düşmektedir. "Ne yapalım bize ne senaryo veriliyorsa biz onu oynarız; biz sanatçıyız" demek yeterli bir mazeret midir acaba? Sanatçı her şeyin başında topluma faydalı olmayı hedef edinmelidir.  
Ya bu dizileri seyreden ve gördükleri kötülükler karşısında herhangi bir tepki vermeyen bizler?.. Bu da bizim öz eleştirimiz olsun. Zamanının kıymetini bilip kültürüne sahip çıkanlardan olmak dileğiyle...

Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Ad Soyad:
E-posta:
 
Başlık:
 
:angry::0:confused::cheer:B):evil::silly::dry::lol::kiss::D:pinch:
:(:shock::X:side::):P:unsure::woohoo::huh::whistle:;):s
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
rukiye  - önemli bir konuya parmak pastınız   |2009-09-11 16:01:11
Bu konular o kadar önemli ki ama insanların boşvermiş hallerini görünce ümitsizliğe kapılıyor insan,çok şükür ki bunun farkındayız sizlerin sayesinde.Kendimize haftalık 1-2 dizi seçiyoruz bir de haber bültenlerini izliyoruz.Tv,int.faydalı yönleriyle kullanılmazsa insanın hem vaktinden hem kültüründen çalıyor,Amerika,Yunan,İsrail karışımı bir insan olup çıkıyoruz
yonca  - katılıyorumm....   |2009-08-19 22:05:49
hocam bende kendimi bu tür dizilere kaptırıyoruum biri bitiyor diğeribaşlıyo sırff vakit kaybııı benim öss seye hazırlanmam gerekirken saçma sapan dizilerle vakit kaybediyorumm . ayrıca hepside birbirine benziiyo yazınızı çook beğendim paylaşım için teşekkürler
CHaKIR  - HAKLISINIZ   |2009-08-10 20:31:19

SİZE katılıyorum benide bu durum baya düğşündürüyor özellikle küçük çocukların ellerinde çubuklarla büyü,sihir yapıcaklarını düşünmelerini böyle saçma şeylerle beyinlerini doldurmaları çok üzücü.Tabi bunların farkında olmak veya üzülmek yetmiyo bunlara bi çözüm bulmak dur demek gerekiyor.ama nasıl?
Seyhan  - Çok hakılsınız.   |2009-08-08 15:55:41
Bu konu üzerine eğildiğiniz için teşekkür ederim. Heralde Rütük bu işe el atmazsa konuşulup konuşulup kalacak.

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 

Copyright © 2004 - 2009 Kitap Yayıncılık Sanayi ve Ticaret A.Ş. 0212 445 0045 bilgi@gencgelisim.com
Sitede yayınlanan yazıların her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz, kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.