İlkçağ Yunanistan’ında tapınaklardan birinde dehşet verici bir olay olur. Tanrılar Tanrısı Zeus’un heykeli bir gece, gizli ellerce kırılır, paramparça edilir. Halk öfkelenir, homurdanmaya başlar. Tanrıların öç almalarından korkarak, heykeli kıran saygısız ve küstahın bir an önce yakalanıp cezalandırılmasını ister. Kentin caddelerine tellallar çıkarılır. Haber her tarafa duyurulur. Suçlunun başına ödüller konur. Suçlu ise, yakayı ele vermek niyetinde değildir daha. Bir haftaya kalmaz, bir Tanrı heykeli daha parçalanır. Bunun üzerine halk galeyana gelir. Her tarafa nöbetçiler, gözcüler salınır. Ve üçüncü bir suçu işlemeye yeltenirken suçlu ele geçirilir. Kendisine sorulur: |
|
Devamını oku...
|
|
|
Tanıdığım bir kişi var. Arada sırada bir masanın ya da bir merdivenin yardımıyla işyerindeki odasının tavanına yakın yüksek bir yere çıkıp üst köşeden odasını gözler, başka bir kişiymiş gibi kendisini ve odada bulunan diğerlerini izlemeye çalışırdı. Uzun zamandır görmüyorum arkadaşımı. Komik ve sıra dışı biriydi. Bu ilginç tecrübesini birkaç defa ben de denedim. Gerçekten bir an için başka bir kişiymişsiniz de, odanızı gözlüyormuşsunuz gibi geliyor insana. Kendinizi odada çalışırken, dolaşırken hayal etmeye çalışıyorsunuz. Zaman zaman hatırlarım o arkadaşımı. Bugünlerde kameralar ucuzladı ve küçüldü. Belki de işyerinin tavanına bir kamera yerleştirmiş, bu adamlar ne yapıyorlar diye zaman zaman ... |
|
Devamını oku...
|
|
Her insanı farklı pencereyle açılır dünyaya. Diğer deyişle, başka perspektiflerden bakılınca hayat herkes için başka anlamlar barındırır. Önemli olan ise farklılıklarımızı kabul ederek bir değişim ve gelişim insanı haline gelebilmektir. Bunun için bazı ilkeler doğrultusunda yol almak gerek. İşte değişim yolunun kuralları: İnsanlar hayat boyu değişime uğrarlar Kişisel gelişimi bir geminin ana yelkeni ve dümeni olarak düşünebilirsiniz. Bireysel gelişim düzeyiniz arttıkça ve bunu hayatınıza yansıttıkça sürekli iyiye doğru bir hareket olur. |
|
Devamını oku...
|
|
En sevdiğiniz şarkıyı dinlerken kendinizi daha iyi hissedersiniz, öyle değil mi? Rahatlar, hayal kurar, heyecanlanır, coşarsınız müzik dinlerken. Oysa, ruhun gıdası olan müzik sadece ruhu değil, zekayı da besliyor. Yani, fonda tatlı bir müzik eşliğinde ders çalışırken, ev işi yaparken, araba kullanırken aynı zamanda zekanız da gelişiyor. Kim bilir, belki de bugünkü zeka düzeyinizin azımsanmayacak bir bölümünü şimdiye dek dinlediğiniz şarkılara borçlusunuz. Müzik estetik bir zevk ve uğraşı alanı olmanın ötesinde çocuk gelişiminin entelektüel, duygusal ve fiziksel bileşenleri üzerinde olumlu etkilere sahip. Araştırmalara göre özellikle klasik müzik uzaysal-zamansal becerilerin ... |
|
Devamını oku...
|
|
|
İşadamları hiç bu kadar sevimli olmamıştı. Türk halkı için patron demek, eli sıkı; daha da ötesi paragöz demektir. Ülkenin çalışan nüfusunun neredeyse yarıdan çoğunun işçi ve bunun da önemli bir kısmının asgari ücretli olduğunu düşündüğümüzde bu geleneksel yargının anlaşılması hiç de zor olmayacaktır. Ama neyse ki Hulusi Kentmen’in beyaz perdede canlandırdığı sıra dışı patron tipi biraz olsun kafalardaki olumsuz işadamı imajını sildi attı. “Patronum olsun da Hulusi Kentmen gibi olsun” demeye başladık. Hatta içimizden “Adın Hulusi, patron olsan ne yazar?” nevinden nükteler yapanlar bile oldu. Şaşırdığım şey, bir adam işadamlığın semtinden bile geçmediği halde bu rolü nasıl olur da bu denli ... |
|
Devamını oku...
|
|
Babasının hasta olup yatağa düşmesinden sonra aileyi geçindirme görevini üzerine almıştı. Artık tarlaları o ekecek, o biçecekti. Domates yetiştirdikleri bir seraları vardı. Annesinin yaşlı oluşu nedeniyle bu konuda da bütün yük onun omzuna binmişti. Okuyan kardeşleri olduğu için bu fedakarlıklara katlanmak zorundaydı. Kendisinin okul hayatı yokluklar içinde geçmişti; ama kardeşlerine bunu yaşatmak istemiyordu. Erdem yirmi beş yaşındaydı. Kendini annesine, babasına ve kardeşlerine adamıştı. Sabahtan akşama kadar var gücüyle çalışıyordu. Fakat bu ekme biçme işinden pek bir kâr göremiyordu. Üstelik yaptığı riskli bir işti. Ülkedeki ihracat-ithalat durumuna göre, ürün fazlalığı veya eksikliğine göre fiyatlarda sürekli oynama oluyordu. Bu da onu başka işlere itiyordu. |
|
Devamını oku...
|
|
|
400 sayfalık bir kitapta yaklaşık 100.000 kelime bulunur. Yavaş okuyan bir okuyucu bir saatte yaklaşık 7.000 kelime okuyabilir. Bu da kitabı 15-16 saatte bitireceği anlamına gelir. Hızlı okuma tekniklerini uygulayan bir kişi aynı sürede 2 ya da 3 kitap bitirebilir ve yavaş okuyan kişiden daha çok şey anlar. ÖSS’ye hazırlanan bir öğrenci normal şartlarda 180 soruyu 180 dakikada yetiştirmekte zorlandığı halde, anlayarak hızlı okuma tekniklerini öğrenirse 45-60 dakikada tüm soruları bitirebilir. Anlayarak hızlı okuma tekniklerini öğrenen bir okuyucu hızlı okuyarak zihinsel gezintileri asgariye indirmiş olur. Böylece konsantrasyon ... |
|
Devamını oku...
|
|
|
Hayatımızın çeşitli dönemlerinde, her biri farklı nedenlerden kaynaklanan, şiddeti ve yoğunlukları farklı acılar çekeriz. Çektiğimiz acıların nedeni ne olursa olsun, bazen bu acıyla içimizdeki coşkuyu da kaybederiz. Bir zamanlar canla başla istediklerimizi, hedeflediklerimizi ulaşılmaz, hatta anlamsız görmeye başlarız. Bir anda yaşamdaki tüm olayların altında ezildiğimizi hissederiz. Çevremizde acılarımızı paylaşacak bir dost ararız. Bir zamanlar kendimizden maddi manevi pek çok şey verdiğimize inandığınız dostların bir anda yok olduğunu görürsek, acılarımıza baş ağrılarını da ekleriz. Bu düşüncelerle ruhumuz yanında bedenimiz de yıpranır. Her zaman aynı işleri rahatlıkla yapan bedenimiz, takınmış olduğunuz karamsarlıktan ve içimizdeki coşkunun yok olmasından dolayı halsiz ve yorgun düşer. |
|
Devamını oku...
|
|
|
‘Yönetimi etkinleştirme’ ya da ‘yönetimde davranış modellemesi oluşturma’ anlayışını benimseyen işletmeler, mutfak kısmında servis öncesi müşteriyi de içine alabilecek bir etkiye sahip görünüyor. Olumlu veya olumsuz davranış seçimlerine göre işletmelerin verimli ya da verimsiz olmasını belirleyen yönetimler ve yöneticilerin durumlarını fotoğraflamak ve net bir görüntü elde etmek için minik bir ‘beyin fırtınası’ yapmak faydalı olur kanaatindeyiz. Siz Nasıl Bir Yöneticisiniz? Personelle Aranız Nasıl? 1. Personelle fazla samimi olmamak için göz göze gelmemeyi tercih ediyor, 2. Başınızı eğip geçiyor, |
|
Devamını oku...
|
|
Bilge insan; < Hayatın ne şeker gibi tadına, ne de biber gibi acısına kanar. < Onun için hayatın her ayrıntısı keşfedilmeyi bekleyen bir hazine saklar içinde. < Elinden geleni yaptığı halde kendini çaresizliğe düşmüş hissederse sakinliğini korur ve durumu zamana bırakır. Zaman onun için şifa yüklü bir ilaçtır. < Aklını kullanmanın bir günde öğrenilemeyeceğini bilir. Yaşamını aklını en etkin biçimde kullanmayı öğrenme serüveni olarak görür. < Geçen her dakikanın kıymetini bilir. Boşa geçen yıllarından önce, dilediği gibi değerlendiremediği dakikalar, hatta saniyeler için üzülür. < Aklının her şeye eremeyeceğini kabul eder. İnsan zihninin uzanamadığı kuytu köşelere sokulmak için ruhunu ve kalbini el feneri yapar kendine. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Beyni Etkin Kullanmanın En Kolay Yolları < Dengeli beslenin. Beynimiz araba gibidir. Arabanın çalışması için benzin, yağ, antifriz gibi maddelere, beynin çalışabilmesi için glikoz, vitamin, mineral ve diğer önemli kimyasallara gereksinimi vardır. Bir araba enerjisini benzinden, beyin ise glikozdan alır. Öğrenmek için beyinde yeni nöronlar veya bağlantılar oluşması gerekir. Bunun için de protein ve yağlara gerek vardır. Beyin için gerekli glikoz, protein ve yağlar yediğimiz besinler sindirilerek elde edilir. Bu anlamda sağlıklı ve dengeli beslenmek, hem zihinsel hem de fiziksel sağlığımız için çok önemlidir. Sağlıksız beslenme düşünme ve kavrama yeteneğinin azalmasına ve hafıza kayıplarına neden olur. Uzmanlar dengeli beslenmeyi 5 ana besin grubunda ele alırlar. Bunları bir piramit üzerinde anlatmak istersek piramidin tabanında birinci sırada pirinç, bulgur ... |
|
Devamını oku...
|
|
 Bildiğiniz gibi işletmeler her üç ayda bir geçici bilançolar düzenlerler. Bunu da basit anlamı ile nerede olduklarını, nereden nereye geldiklerini görmek için yaparlar. Sonuçlarını gözden geçirerek varsa hatalarını ortaya çıkartır, yapmamaları gereken eylemleri saptarlar. Düzenlenen bu bilançoların incelenmesi sonunda varsa gereksiz yapılmış yatırımlar durdurulur ya da fazla olan masrafların elimine edilmesine karar verilir. Peki biz neden kendimiz için böyle bir bilanço hazırlamayalım? Düzenlemesi son derece basit ve pek fazla zamanımızı almayacak bu bilançoyu gelin biz her ay düzenleyelim... |
|
Devamını oku...
|
|
 Yeni yaşıma girdim. Doğum günlerini kutlamak için zamanımızın geçtiğini söyleyenler olabilir. Ben doğum günlerine bir enerji geçişi olarak bakıyorum. Bir değişim-dönüşüm zamanı... Bizler doğum günlerimizde bir yıl içinde kalacağımız yeni bir enerji döneminde gireriz. Yani 1 Ocak yeni yıl kutlamalarından çok daha etkili yeni bir başlangıçtır doğum günlerimiz. Gerçekten… Numeroloji (sayı bilimi) bize bu konuda bilgi veren bir dal. Her yaşımız ile içinde bulunacağımız enerjileri, fırsatları ve belki de zorlukları fark ettiriyor. Yaşayacaklarımıza dair değil, yaşarken etkisi altında kalacağımız... |
|
Devamını oku...
|
|
 Mutluluk… Niye insanoğlu ölmeye başladığı ilk günle elde ettiği hayatının büyük bir kısmını, mutluluğu bulmak için seferber ederek hoyratça harcamıştır? Niye onu yakalayabilmek için, büyük bedeller ödemek zorunda olduğu yalanına inandırmıştır kendini? Üstelik de gerçek mutluluğu, nasıl elde edeceğini çok iyi bilmesine rağmen… Mutluluk, üzerinde ilerlemekte olduğunuz hayat paradoksunuzda varmayı hedeflediğiniz bir amaç değil, elde ettiğiniz bir sonuçtur sadece. Farklı zihinlerde farklı anlamlarla eşleşen mutluluk, aslında bir döngü halini almış düşüncelerin ürünüdür... |
|
Devamını oku...
|
|
 "Sinemayı seçtim çünkü yapmayı daha fazla istediğim bir şey yoktu. Üniversitede elektrik mühendisliği okudum, ancak bu işin bana göre olmadığını hissettim. Elektrik mühendisi olarak çalışamazdım. Aynı zamanda fotoğrafçıydım, ancak hayatta ne yapmak istediğimi tam olarak açıklayamıyordum. Bu nedenle karar vermek için yolculuğa çıktım. O dönemlerde Batı'da yaşamak istemiştim, Londra'ya gittim. Burada 6 ay kaldım, garson olarak çalıştım. Bu arada ne yapmak istediğimi sorguluyordum. Bir cevap bulmalıydım. Boş vakitlerimde kitapçılara gidip farklı konularda okumalar yapmaya başladım... |
|
Devamını oku...
|
|
 "Ben bu dünyanın sultanıyım." diyordu Muhteşem Süleyman. "Ben Süleyman'ım. Mekke ve Medine'nin koruyucusuyum. Bağdat'ın şahıyım. Bizans Roma'sında Sezar'ım. Ve Mısır'da sultanım." Asya'da Kafkas dağlarından Acemistan içlerine, Yemen'e, Aden ve Arabistan Çöllerine, Afrika'da Mısır, Tunus, Fas ve Cezayir'e, Avrupa'da Viyana önlerine kadar uzanan topraklarla Osmanlı İmparatorluğu'nu en geniş sınırlarına ulaştıran Kanuni, Müslümanlar tarafından da Şanlı Süleyman, Avrupalılarca Muhteşem Süleyman(Magnificent, Magnifique, Der Practige, Grand Turc) olarak anılır. |
|
Devamını oku...
|
|
 Lost Sydney Avustralya'dan Los Angeles'a uçan ticari bir uçağın Güney Pasifik civarında düşmesiyle esrarengiz tropikal bir adada kazadan sağ kalanların yaşamlarını anlatan Amerikan yapımı biz dizi Lost. Her bölüm tipik olarak, bir karakterin geri dönüşlerle ekrana getirilen geçmişiyle birlikte veriliyor. Dizinin yaratıcıları Damon Lindelof, J.J. Abrams ve Jeffrey Lieber. Bölümler Oahu, Hawaii'de çekilmektedir. ABC Studios, Bad Robot Productions ve Grass Skirt Productions tarfından yapılan dizinin müziklerini Michael Giacchino besteledi. Büyük oyuncu kadrosu ve çekimlerin Hawaii'de... |
|
Devamını oku...
|
|
Evlilik realitesi; akılları fırtınalı sulara sürükleyen, beynin sağ ve sol loblarını birbirine gıcık eden, ruhsal açıdan insanları Karun kadar zengin veya Medine dilencilerini kıskandıracak kadar ‘muhannete muhtaç’ eden, kimin icat ettiği bilinmeyen ama icat edenin de büyük bir çoğunluk tarafından makbul adam sayılmadığı bir kurumdur güzel ülkemizde... Her kurum gibi, aile de işlevlerini yerine getirmeye çalışır. Hayali olarak atanmış bir Aile Reisliği makamı hemen hemen her fırsatta darbeler, ihtilaller ve ayaklanmalar ile sarsılır; ama kurumun bekası ve ‘el alem’e rezil olmamak’ adına, genelde göstermelik bir saygı ve ritüeller bütünü, kurum dışında mutlaka yerine getirilmeye çalışılır. |
|
Devamını oku...
|
|
İnsanı harekete geçirme konusunda dış dünyanın uyarıcıları kadar, iç dünyamızın atmosferi de etkilidir. Dış dünyadaki etkiler bizi harekete sevk etse de temeli bir zorunluluğa dayandığı için ruhsal dünyamızda zorlanmaya yol açabilir. Ancak iç dünyamızın ihtiyaçlarını karşılamak, maddi ve manevi eksikliklerini gidermek için atılan her adım daha hafif, daha heyecanlı ve daha anlamlıdır. Evrende bütün canlıları iki efendi yönetir. İlki acı, diğeri ise hazdır. İnsanın içinden gelen isteklerin yerine getirilmesi daha çok başarılı olmayı sağlar. Örneğin; bir öğrencinin mahcup olmamak için çalışması onu zorlarken, hedeflerine ulaşmak, başarı duygusunu tatmin etmek, çok sevdiği bir okulu kazanmak için yaptığı çalışmalar ona keyif verecektir. Kilo vermek için yapılan spor pek eğlenceli olmasa da, çok sevdiği için her sabah ... |
|
Devamını oku...
|
|
Ev ile kordon arasında yaklaşık iki kilometre vardı. Yasemin bir tartışma sonrası yine kendini kordona attı. Evde kahvaltı yapılırken konu dönüp dolaşıp Yasemin’in derslerine gelmişti yine. Konu derslerden açıldığında sonu hep kavga gürültüyle biten tartışma, yine aynı şekilde sonuçlanmıştı. Yasemin’in orta okuldayken derslerle arası pek iyi değildi. Liseye başladığı zaman da aynı şekilde devam eden bir grafik söz konusuydu. Yasemin bundan böyle daha iyi bir öğrenci olacağına ve lise ikinci sınıfta çok iyi çalışacağına söz vermişti ailesine. Ama buna rağmen geçmişin her seferinde önüne getirilmesine çok içerliyordu. Biraz rahatlamak ve sonsuz maviliği izlemek için kordonda almıştı soluğu. |
|
Devamını oku...
|
|
|